ANA SAYFASemâ ve Tasavvuf Musiki ToplulugumuzETKiNLiKLERiMiZMEVLEViHANENiN TARiHCESiMEVLEViHANENiN POST DEDELERiHÜSEYiN CAHiTSOY AGACIESKiSEHiR TARiHiUNESCO ve ULUSLARARASI MEVLANA VAKFINASIL GÖNÜLLÜ OLURUM?iLETiSiMVAKIF SENEDi

Eskişehir Mevlevihanesi Tarihçesi

                                                        

107562.jpg

Eskişehir Mevlevihanesi' nin tarihçesi hakkında Osmangazi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hasan Hüseyin Adalıoğlu ile araştırmacı Nizamettin Arslan tarafından yazılan Eskişehir Mevlevihanesi isimli kitap, Kesit Yayınları tarafından Şubat 2009 da basıldı. Mevlevihanenin tarihçesi hakkında yazılmış ilk kitap olan Eskişehir Mevlevihanesi, post-nişin Hasan Hüsni Dede Efendi nin (1830-1908) vefatının 100. yıldönümü hatırasına ithaf edildi. Kitap Mevleviliği, Eskişehir Mevlevihanesinin tarihçesini, post-nişinlerini ve geleneklerini belgeler ve resimlerle tanıtıyor. Son bölümü Eskişehir' de bulunan mevlevi mezarları ile ilgili. Birinci baskısı tükenmiştir. 

Kitabın 2. baskısı Odunpazarı Belediyesi, Eskişehir tarafından Hz. Mevlâna'nın 738. vuslat günü olan 17 Aralık 2011 de, yeni ilaveleri ile tekrar basılmıştır. Kitap, Odunpazarı Belediyesi Kültür Müdürlüğünden temin edilebilir.

Eskişehir Mevlevihanesi Kitabı Tanıtıldı: Odunpazarı Belediyesi öncülüğünde Hz. Mevlana'nın 738'inci vuslat yıl dönümü dolayısıyla hazırlanan Eskişehir Mevlevihanesi kitabının 2. baskısı tanıtıldı. Odunpazarı Belediye Başkanı Burhan Sakallı, Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi'ndeki etkinlikte yaptığı konuşmada, göreve geldikleri günden beri fiziki değil, sosyal, kültürel ve ekonomik bir belediyecilik yapmaya özen gösterdiklerini kaydetti. Kültür ve sanat duyarlılığı çok yüksek olan bir kentte belediyecilik yaptıklarını ifade eden Sakallı, şöyle konuştu: 

"2004 yılında başlatılan Odunpazarı Evleri Yaşatma Projesi kapsamında Evliya Çelebi' nin Seyahatnamesi'nde de geçen 8 mahallede tarihi alanları restore etmeye çalışıyoruz. 1525 yılında yapılan Kurşunlu Külliyesi ve külliyenin en büyük unsurlarından Eskişehir Mevlevihanesi'nin 1920'lerin hemen başından itibaren kapısı kapanmış, terk edilmeye yüz tutmuştu. Yaptığımız bu çalışmaların Eskişehir'i 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti'ne de hazırlayan çalışmalar olduğunun farkındayız. Eskişehir Mevlevihanesi isimli çalışmanın bütün bu değerlerin günümüze sağlıklı ve anlaşılabilir şekilde aktarılmasına da katkı sağlayacağını düşünüyoruz." 


Kitabın tanıtımı için yapılan panelde Yd. Doç. Dr. Sezai Küçük, Yd. Doç. Dr. Nuri Şimşekler, kitabın yazarları Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Hüseyin Adalıoğlu ve araştırmacı-yazar Nizamettin Arslan birer konuşma yaptılar. - ESKİŞEHİR (Anadolu Ajansı) 23.12.2011 19:00 [3212604]
http://www.haberler.com/eskisehir-mevlevihanesi-kitabi-tanitildi-3212604-haberi/
Yazar Hakkında: http://www.tarihogu.com/incele.php?id=NDUy
 

 

Mevlevihane Eskişehir'in Odunpazarı semti, Paşa Mahallesinde yer alan Kurşunlu Camii ve etrafındaki yapılardan oluşmaktadır.

 sibyanmektebi.jpg1semahane.jpg

Eskişehir' in Odunpazarı semtinde bulunan Kurşunlu Camii ve Külliyesinin, 1515-1525 tarihleri arasında, Kanuni' nin vezirlerinden Çoban veya Gazi Melek lakaplı Mustafa Paşa tarafından yapıldığı bilinir. Külliyenin mimarı henüz tam olarak belirlenememiştir ama Mimar Sinan' dan önceki baş mimar Acem Ali olduğu tahmin edilmektedir.

Çoban Mustafa Paşa nın 1526 tarihli vakfiyesinde belirtildiğine göre külliye cami, 20 hücreli bir zaviye, sıbyan mektebi, misafirhane (tabhane), mutfak, odunluk, fırın yemekhane, çeşme ve ahırdan (kervansaray) oluşmaktadır.

Bir müddet medrese olarak işlev gören külliyenin, mevlevihane oluşu 1571 senelerine kadar uzansa da tarihi seyri hakkında bilgi bulunmamaktadır. Günümüzde cami, 20 hücreli derviş odaları, semahane, harem kısmı, yemekhane, mutfak ve kervansaray ayaktadır. Caminin kuzeyindeki fıskiyenin üstündeki şadırvan 1960 lı yıllarda yapılmıştır.

Eskişehir, Anadolu ile İstanbul arasında  menzil yolu olarak bilinirdi. 1876 yılında yazılmış bir vakfiyeye göre, Eskişehir Mevlevihanesi' ne post nişini olarak Şerif Halil Efendi tayin edilmişti. 19.YY' da Muhammed b. Mustafa uhdesinde iken, vefatıyla oğulları Süleyman ve Muhammed Kasım' a müştereken tevcih edilmiş fakat kifayetsizlik nedeni ile mevlevihane kapanmıştı. Daha sonra Hasan Hüsni Dede cami avlusunda bulunan binanın ve tekke odalarının Mevleviliğe ait olduğunu ve babası Çürükoğlu Hacı Hafız Hüseyin 'den kendisine intikal ettiğini söyleyerek hükümete baş vurmuştu. 1865 tarihinde düzenlenen bir beratla, mevlevihane Hasan Hüsni Dede' ye (D1830-Ö1908) tevcih edilmiş ve onun gayretleri ile asitane olarak tekrar mevleviler arasındaki yerini almıştı. Yenikapı Mevlevihanesinden Mehmed Ziya' nın faziletli ve arif sıfatlarıyla andığı Hasan Hüsni Dede, İstanbul' da uzun müddet bulunmuş, iyi bir eğitim görmüş, dersiamlık ve mesnevihanlık yapmıştı. Külliyede bulunan kabristanında, "1839-1916 Mevlevi ve Kadiri Şeyhi Dersiam ve Mesnevihan Hacı Hasan Hüsni Dede" yazmaktadır. Onun ölümü ile yerine önce 2. oğlu Mehmet Ali Şemseddin Efendi (?-Ö1915), daha sonra  3. oğlu Bahaeddin Dede (d.1875-ö.1930) meşihate tayin edilmiş ve mevlevihanelerin kapandığı 1925 senesine kadar post nişin olarak vazifesini devam ettirmiştir.

1914' de Mehmed Ali Şemseddin Efendi, 15 gönüllü mevlevi ile Anadoludan toplanan Gönüllü Mevlevi Taburuna katılmıştı. Tabur 26 Şubat 1914 de Konya' dan hareketle Şam' a varmış ve Osmanlı Devleti nin 4. Ordu Taburuna iltihak etmişti.  Mehmet Şemseddin daha sonra Kanal Harekatı' na katılmış ve 1915 de Şam da vefat etmişti. 1. Dünya Savaşı sırasında Anadoludan takribi 1026 mevlevi, gönüllü olarak Filistin Cephesine gitti. Onlar geri hizmetlerde ve ordunun maneviyatının yükseltilmesinde fayda sağlamışlar ve Mevlevi Sıhhiye Bölüğü olarak hizmet vermişlerdi. İstiklal Savaşı (1919-1923) sırasında ise tüm mevleviler askerlikten muaf tutulmuştu. 




1920 lerde Kursunlu Camii
3.jpg
1.postnisin Bahaeddin Dede,2. oglu Huseyin Cahit* H.Cahit arsivi

Resimdeki diğer isimler: 3. Nayi 4. Recep 5. Zekeriye 6. Ömer 7. Hüseyin 8. İsmail 9. Rauf 10. Haydar 11. Kerim 12. Mehmed 13. Bahaeddin 14. Şevket 15. Kerim Fazıl Dede 16. Taib Dede 17. Rüşdi 18. Çavuş 19. Müezzin 20. Rifki 21. Ahmed 22. Hasan 23. İsmail

Hüseyin Cahit, Hasan Hüsni Dede' nin torunuydu. Mevlevihanenin son postnişini olan babası Bahaeddin Dede Efendiyi  ve ailesini şöyle anlatıyor:

"Babam Rüştiyeyi bitirdikten sonra Mısıra gitmiş. El Ezher medresesinde okumuş. Daha sonra dergahda Farsçayı öğrenmiş ve çile doldurup dede olmuş ve mistik konulara yönelmiş. Şeyh olduktan sonra dergahın parasal işlerine, ayin ve mukabelelerin yapılmasına yönelmiş. Sesi güzel ve makam bilirdi. Ney, kudüm ve rebab çalardı. Annem, zamanın Rüştüye mektebine muadil bir eğitim görmüş. Evlendikten sonra dergahın harem tarafını yönetmiş. Becerikli ve otoriterdi. Latin rakamları ve Türk alfabesi kabul edildikten sonra ilk öğrenenler arasındaydı ve pek çok kimseye okuma ve yazma öğretti. Sesi güzel sayılırdı. İlahileri  ve zamanın şarkılarını söylerdi. Çalgıya heves etmemiş.

Ninelerimizden yalnız üçünü görebilmiştim. Alaaddin (Hilaleddin) amcamın annesi Emine, Banu' nun annesi Hasibe ve Cemal Beyin annesi Azime. Dedemiz devamlı 4 eşle evli olurdu. Birisi vefat edince tekrar evlenirmiş. Emine ve Hasibe nineler  bizim oturduğumuz evin bahçesi içinde bulunan dergaha ait kubbeli odalarda otururlardı. Emine ninenin bir lafını çocuklar arasında şöyle söylerdik. Çerkes ağzıyla: erkek ketiler, ayak yolunu kirletmişsiniz gene! derdi. Bu kediler biz çocuklardık.

Evin bahçesinde 2 odalı bir bina ile fırın ve çamaşırhane olarak kullanılan ve içinde akarsuyu bulunan bir bina daha vardı. Bizim oturduğumuz ev 2 katlıydı. Her iki katta 4er oda, ortada bir sofa, üst katta 2 tuvalet vardı. Alt kat matbah, kiler, odunluk, hizmetçi odası  olarak kullanılırdı. Arka bahçede ağaçlar, sebze bahçesi ve çiçeklik vardı. Ön bahçede dut ağaçları vardı ve orası bizim oyun sahamızdı. Gerek bizim ev, gerekse ön bahçedeki bu 2 bina daha onra yıkılmış, bahçeye bir okul yapılmış.

Dergah külliyesinde dedelerin ve dervişlerin kalmaları için tek kişilik olan odalar, bir meşk odası, bir mutfak, bir çivili semahane, 2 menzilhane, 1 hamam ve şeyhin evi vardı. Çivili semahanede semaya ilk başlayanlar çalıştırılırdı. Meşk odalarında dervişlere mevlevi adabı anlatılır, çalgı öğretilir, Farsça ders verilir ve Kuran okutulurdu. Her konunun  bir sorumlu dedesi vardı. "

Cahit Duru, Dergah Anıları, 1990

015.jpg
Kurşunlu Külliyesinde Mevlevîliğe ait Semaboller:
  1. Külliye içinde yer alan caminin giriş kapısının üst kısmındaki Kadınlar mahfilinin arka duvarında, dikdörtgen şeklinde bir taş çerçeve içine hatt-ı tâlik ile yazılmış “Ya! Hazreti Mevlânâ” yazısı,
  2. Kurşunlu Camii Mihrab nişinin dış üst köşelerinde mukarnasların başladığı noktada bulunan Mevlevî sikkeleri,
  3. Mevlevîhane’nin ortasında bulunan semâhanenin kubbesi üzerindeki alemin uç kısmındaki Mevlevî sikkesi,
  4. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, 747 nolu defterin 459. sayfasında bulunan, Zilkade 979/1572 tarihli Melek Mustafa Paşa Vakfiyesinde zâviye olarak belirtilmiş olması ve bu vakfiye içerisinde yer alan şeyh efendiye ayrılan 50 akçelik ücret, Hüdavendigâr Salnamesindeki “Melek Gazi Mustafa Paşa merhumun Kurşunlu Camii şerifi ve yanındaki Mevlevî Dergâhı” bilgisi,
  5. Son yıllara ai t bir kaynakta, II.Abdülhamid’in burasını Mevle vîhane’ye bağışladığına dair bilgi,
  6. Vakıflar Genel Müdürlüğünde kayıtlı m.1838 tarihli bir fermana göre, burada öteden beri bir Mevlevî dergâhının varlığının bilinmesi,
  7. Mâbeyn-i Hümâyun Katipliği tarafından 16 Şubat 1886 tarihinde yazılan bir tezkerede, Gazi Mustafa Paşa tarafından Eskişehir’deki Dergaha vakfedilen değirmen ve müzâriînin, dergah postnişini Hüseyin Hüsni Efendi’nin talebi üzerine Hazine-i Celile-i Maliye’den alınıp tekrar Mevlevî dergahına iade edilmesine ilişkin bilgi,
  8. Külliyede bir semâhane ve her iki tarafında derviş hücrelerinin bulunması,
  9. Mevlevîhane’nin arkasındaki Mevlevîlere ait mezarların (hâmuşân) bulunması.

mezarlar007.jpg 
 DSCN4475.JPG

Hasan Hüsni Dede ve babasına ait mezarlar ve Kurşunlu Cami icinde "Ya! Hz.Mevlana" yazısı



Kaynak: Eskişehir Mevlevihanesi, Adalıoğlu/Arslan-Kesit Yayınları  ve Hüseyin Cahit in 1997, "Dergah Anıları" notlarından